Embriyoskop

2013-03-10 17:35:00
Embriyoskop |  görsel 1

  Hangi embriyonun gebelikle sonuçlanma şansı en yüksektir? Teknolojik gelişmeler bu soruya şaşırtıcı bir yanıt veriyor. Tüp bebek tedavilerinde en büyük sorun hangi embriyodan hamilelik oluşacağını saptayabilmektedir. Günümüzde yumurtalar döllendikten sonra embriyolar inkübatör denilen küvözlerin (sıcaklığı, oksijen ve karbondioksit miktarı sabit) içinde gelişimlerini sürdürmektedirler. Bu embriyolar transferin yapılacağı güne kadar 2-3 kez embriyologlar tarafından incelenmekte ve transfer günü en iyi olduğu düşünülen embriyolar transfer edilmekte. Yeni kullanılmaya başlanan embriyoskopi sisteminde ise embriyolar inkübatörde kaldıkları tüm bu süre içinde izlenmekte. Yapılan çalışmalar embriyoların inkübasyon süresince daha önceden bilinmeyen bazı özelliklerinin hamilelik için belirleyici olabildiğini gösteriyor. Örnek verecek olursak düzensiz bölünen veya hızlı bölünen embriyoların tutunma şansının daha az olduğu, bu sistem sayesinde tespit edilebiliyor. Devamını oku... Devamı

Embriyo Tutunması (İmplantasyon) 3: Tüp Bebek Aşamalarında Yapıl

2013-02-25 16:16:00
Embriyo Tutunması (İmplantasyon) 3: Tüp Bebek Aşamalarında Yapıl |  görsel 1

  Yazı dizimizin ilk 2 bölümünde tüp bebekte embriyonun yeterliliği, yani embriyonun tutunması (implantasyon) ve sağlıklı bir hamilelik elde edilerek sonuçta sağlıklı bir bebeğe kavuşulması konusunu tohum-toprak ilişkisine benzeterek açıklamıştık. Bir bitkinin gelişebilmesi için hem toprağın hem tohumun iyi olması gerektiğinden yola çıkarak, sağlıklı bir hamilelik elde etmek için hem anne rahminin hem embriyonun doğru şartlara sahip olması gerektiğini belirtmiştik. Birinci bölümde embriyonun tutunmasını etkileyen faktörlerden anne rahmi ile ilgili olanlarını, ikinci bölümde ise embriyonun kendisiyle ilgili olası problemleri inceledik. Bu bölümde embriyonun tutunma olasılığını artırmak için, tüp bebek aşamalarında nelerin önemli olduğuna, bu konudaki yeni gelişmelere yani doktorun ve tüp bebek ekibinin oynadığı role bakacağız. Tohumun (embriyonun) toprağa (anne rahmine) ekilmeden önceki gelişimi için neler yapılabilir? Tohumun (embriyonun) iyi olup olmadığı nasıl test edilebilir? Tohumu ekerken (embriyo transferinde) bir sorun çıkabilir mi? 1. Yumurtalık Hormonlarının Embriyo Yeterliliğine Etkisi Yumurtlamadan önce yumurtanın geliştiği ve olgunlaştığı yumurtalığın hormonal ortamı, hem doğal siklusta hem kontrollü over uyarılmasının olduğu sikluslarda yumurta kalitesini ve dolayısıyla embriyo yeterliliğini önemli ölçüde etkileme potansiyeline sahiptir. Devamını Oku ... Devamı

Embriyo Tutunması 2: Embriyoya Ait Problemler

2013-02-15 22:41:00
Embriyo Tutunması 2: Embriyoya Ait Problemler |  görsel 1

İmplantasyon (embriyonun tutunması) ile ilgili yazı dizimizin birinci bölümünde hamilelik oluşumunun aslında tohum-toprak ilişkisine benzediğinden bahsetmiştik. Nasıl bir bitkinin oluşabilmesi ve yaşayabilmesi için hem tohumunun hem toprağının iyi olması gerekirse, sağlıklı bir hamileliğin gerçekleşmesi için de hem anne rahmindeki koşulların hem de embriyo kalitesinin iyi olması gerekir. Tohum kalitesi: Embriyodan kaynaklanan implantasyon problemleri Endometriyal boşluğa erişen bir embriyonun tutunamaması yani implantasyonun gerçekleşmemesi veya implantasyondan hemen sonra kaybedilmesi (kimyasal bir hamilelik veya düşük), çoğunlukla (%80) embriyo yetersizliği adı verilen bir durumdan yani gerçek bir hamileliğin oluşmasını engelleyen bir anomalinin varlığından kaynaklanır. Bu tür kayıpların 5'inden sadece 1 tanesi endometriyal yetersizlik nedeniyle oluşur. Devamı: http://tupbebekcom.wordpress.com/2013/02/15/embriyo-tutunmasi-2-embriyoya-ait-problemler/... Devamı

Embriyo Tutunması 1: Rahime Ait Problemler

2013-02-15 22:30:00
Embriyo Tutunması 1: Rahime Ait Problemler |  görsel 1

  Hamile kalmak aslında tohum-toprak ilişkisine benzer. Ekilen bir tohumun tutması ve bundan bir bitkinin oluşması, gelişmesi ve yaşayabilmesi için hem tohumun hem toprağın iyi olması gerekir. Aynı şekilde başarılı bir hamilelik hem embriyo (tohum) hem anne rahmi (toprak) ideal koşullara sahip olmadıkça gerçekleşemez. Tüp bebek tedavilerinde embriyonun kalitesi kadar rahimin durumu da önemlidir. Rahim içinde hamilelik oluşması için uygun bir ortam yoksa, bu açıklanamayan kısırlık (infertilite), erken dönem düşükleri, anne karnında gelişim geriliğine (IUGG) bağlı plasenta yetersizlikleri ve bazen fetüs ölümleri olarak karşımıza çıkar. Toprak Kalitesi: Rahimden Kaynaklanan İmplantasyon Problemleri Embriyonun anne rahmine tutunmasını (implantasyonu) engelleyen rahim içi faktörlerini şöyle sıralayabiliriz: 1. Rahim boşluğunun şeklinin (kontürünün) düzgün olmaması: Rahim içindeki şekil bozukluklarının kısırlığa neden olması uzun süredir araştırılan bir konudur. Rahim duvarında iyi huylu tümörlerin yani miyomların varlığı her zaman kısırlığa yol açmazken, bu tümörlerin rahim boşluğunun şeklinde bozukluğa yol açtıkları ya da submukoz polip olarak endometriumun içine doğru büyüdükleri durumlarda kısırlığa neden oldukları saptanmıştır. Araştırmalar küçük submukoz tümörlerin bile implantasyonu olumsuz olarak etkileyebildiğini göstermiştir. Devamı: http://tupbebekcom.wordpress.com/2013/02/15/embriyo-tutunmasi-1-rahime-ait-problemler/  ... Devamı

Hidrosalpinks ve Tüplerin Alınması

2013-02-11 09:03:00

  Tüp Bebekte Rahimde Sıvı Birikmesi Nedir? Tüp bebek uygulaması hem maddi hem manevi olarak zor bir süreç . Bu tedavi esnasında başarısızlığa sebep olabilecek her türlü detay özenle incelenmeli ve tedavi edilmeli. Yapılan çalışmalar tüplerin uçlarının tıkalı ve içlerinin sıvı dolu olduğu durumlarda (hidrosalpinks) tüp bebek uygulamalarının başarısız olduğunu göstermekte. Hidrosalpinks tek taraflı olduğunda dahi bu başarısızlık dikkat çekmekte. Gebelik oranlarının ultrasonda tüplerin içinde sıvı görüldüğü durumlarda, tüplerin tıkalı ancak ultrasonda içinde sıvı gözlenmediği durumlara göre daha düşük olduğu bilinmekte. Hidrosalpinkste tüplerin alınmasının tüp bebekte başarı şansını artırdığı gösterilmiştir. Devamını Oku: http://www.tupbebek.com/makaleler/tup-bebek/hidrosalpinks-ve-tuplerin-alinmasi#ixzz2KZVJeA7M... Devamı

İlaçlı Rahim Filmi (HSG) nedir?

2013-01-27 23:43:00
İlaçlı Rahim Filmi (HSG) nedir? |  görsel 1

  HSG, adet kanamasının bitiminden 3-4 gün içinde çekilmelidir. Bu dönemde rahim içi dokusu ince ve gebelik ihtimali düşüktür. Böylece hem filimlerin kalitesi artar hem de olası gebeliğe verilecek zararlar engellenmiş olur. HSG (rahim filmi) çekmeden yarım saat önce oluşabilecek kramp tarzı ağrıları engellemek için bir ağrı kesici alınması tavsiye edilir. İşlem esnasında kadın röntgen masasına uzanır ve bacaklarını kendine doğru toplar. Doktor jinekolojik muayene esnasında kullanılan spekulum adı verilen aleti vajinaya yerleştirir. Vajina ve rahim ağzı bir solüsyon ile temizlendikten sonra rahim ağzı bir alet yardımı ile tutulur ve rahimi düz bir pozisyona getirmek için çekilir. Rahim ağzına ince bir katater yerleştirilir. Bu katater vasıtası ile sıvı rahim içine verilir. İlacın rahim ve tüplerden geçişi skopi altında gözlenir ve filmleri çekilir. Daha sonra yerleştirilen cihazlar sırası ile geri alınır ve işlem sonlandırılır. Tüm işlem 5-10 dakika kadar sürer. Devamı

Tüp Bebek aşamaları: Embriyo Transferi Sonrası Kanama

2013-01-17 09:17:00
Tüp Bebek aşamaları: Embriyo Transferi Sonrası Kanama |  görsel 1

  Tüp Bebek Tedavim Başarısız mı Oldu? Tüp bebek tedavisinde "luteal faz kanaması", embriyo transferinden sonra ve gebelik testinden önce görülen vajinal kanamalara verilen isimdir. Bu kanama, yumurta toplamadan hemen sonra çoğu hastada görülen ve birkaç gün süren hafif kanamadan farklıdır. Tüp bebek tedavilerinin % 7-42'sinde görülen luteal faz kanaması, yumurta toplamadan 7-8 gün sonra, hafif kanama şeklinde olur. Embriyo transferi ile gebelik testi arasındaki dönemde görülen kanamalar hasta için çok endişe vericidir ve tedavinin başarısız olduğunu düşündürür. Bu dönemde kanama olması ile tedavinin başarısızlıkla sonuçlanması arasında bir ilişki olduğu saptanmış olmakla birlikte, hamilelik oluşma ihtimali hala vardır. Kadının doğal döngüsünde luteal faz nedir? Kadının doğal aylık döngüsünde yumurtlamadan sonra yumurtalıkta korpus luteum adı verilen bir yapı oluşur. Bu yapı, progesteron ve estradiol hormonları salgılayarak rahimi implantasyon (embriyonun tutunması) için hazırlar. Bu döneme 'luteal faz' adı verilir. Korpus luteum tarafından salgılanan hormonlar, erken dönem hamilelikte plasentanın ürettiği hormonlar devreye girene kadar yani 7. haftaya kadar hamileliğin sürdürülebilmesini sağlar. Korpus luteum adı verilen bu yapı olmasaydı tüm hamilelikler düşükle sonuçlanırdı. Tüp bebek tedavisinde luteal faz destek ilaçları neden kullanılır? Daha Fazlası: http://www.tupbebek.com/tedavideki-hastalar/embriyo-transferi-sonrasi-kanama... Devamı

Açıklanamayan Kısırlık

2012-12-30 21:41:00
Açıklanamayan Kısırlık |  görsel 1

Çocuk sahibi olma arzusu ile doktora başvuran çiftlerin yarısından çoğunu açıklanamayan kısırlığa sahip çiftler oluşturmaktadır. Anne adayının yumurtalıkları düzenli şekilde çalıştığı, rahim yapısı sağlıklı ve tüpler açık olduğu, baba adayının ise sperm değerleri normal sınırlarda olduğu halde 1 yıl süre ile gebelik elde edilememesi açıklanamayan kısırlık olarak tanımlanır. Çiftlerin genel değerlendirme sonuçları normaldir ve kendiliğinden gebelik elde etmeleri için engel yaratacak bir sorun görülmemektedir. Diğer bir deyişle elimizdeki imkanlar ile çiftin çocuk sahibi olmakta gecikmesini izah edemeyiz. Vücudumuzda tüm sistemler hayranlık uyandırıcı bir sistem dahilinde çalışmaktadır. Üreme fonksiyonu da son derece detaylı bir düzen içerisinde, hataya imkan tanımayacak bir şekilde çalışmaktadır. Dolayısıyla gebelikteki gecikmenin basit veya karmaşık, yüzeyel veya derin, klinik veya moleküler düzeyde bir sebebi olmalıdır. Ancak biz günümüzde sahip olabildiğimiz bilgi ve teknoloji ile bu sebebi belirleyemediğimiz için bu tabloya izah edilemeyen – açıklanamayan kısırlık adını koymaktayız. En önemli şansımız gebeliği zorlaştıran ve adını koyamadığımız sebeplerin çoğu zaman basit veya geçici etkili olmasıdır.Açıklanamayan kısırlığa sahip olan çiftlerin önemli bir kısmı hiçbir tedavi yardımı almadan zaman içerisinde kendiliğinden gebelik elde edebilmektedir. Hepimizin çevresinde yıllarca çocuk sahibi olmak için uğraşan, çok sayıda tedavilerden başarısızlıkla ayrılan ve bir gün biranda kendiliğinden gebelik elde eden çiftler vardır. Bu çiftler için ne daha önceki başarısızlıkları ne de bu zamanda elde edilen gebeliği açıklamak mümkünd&uu... Devamı

Polip Nedir? Kısırlığa Yol Açar mı?

2012-12-30 19:45:00
Polip Nedir? Kısırlığa Yol Açar mı? |  görsel 1

  Polip Nedir? Polip kaynağını mukozadan alan rahim içinde veya rahim ağzında bulunan et beni şeklindeki tümörlere verilen addır. Polipler genel olarak iyi huylu tümörlerdir. Tek veya birden fazla olabilir. Bir polip saplı (mukozaya ampul şeklinde bir sapla bağlı) veya geniş tabanlı olabilir. Polip belirtileri nelerdir? Polipler kısırlığa yol açar mı? Polipler çoğu zaman hiç bir belirti vermez. Bu durumda çoğunlukla rutin jinekolojik muayene esnasında tesadüfen görülürler. Ancak bazen adetlerin uzun ve pıhtılı olması polip şüphesi yaratır. Adet dışındaki vajinal kanamalar da önemli bir belirtidir. Poliplerin bir diğer önemli belirtisi de kısırlıktır. Polip rahim içinde yer kaplayan bir lezyon olarak embriyonun yerleşmesine engel olabilir. Polip Tanısı Nasıl Konulur? Polip tanısı en sık ultrason ile konulmaktadır. Ultrasonda rahim içini döşeyen dokunun kalın ve düzensiz olması polip şüphesi yaratır. Bu durumda sono-histerografi (SHG) denilen bir tanı yöntemi uygulanır. Bu yöntemde rahim ağzından girilen ince bir kataterle rahim içine az miktarda serum verilir. Serum rahim içini genişlettiğinden poliplerin kolayca görünmelerini sağlar. Bu yöntemin işe yaramadığı durumlarda histeroskopi ile kesin tanı koymak mümkündür. Polip Tedavisi Nasıl Yapılır? Daha Fazlası: http://www.tupbebek.com/makaleler/kisirlik/polip-nedir-kisirliga-yol-acar-mi##ixzz2GYh01aAS... Devamı

Vajinit: Vajinal Enfeksiyon ve Vajinal Akıntı

2012-12-30 02:58:00
Vajinit: Vajinal Enfeksiyon ve Vajinal Akıntı |  görsel 1

  Normal Vajinal Flora Nasıldır? Üreme çağındaki kadınların normal vajinal florasında pek çok aerobik ve anaerobik bakteri bulunur. Vajinada bulunan bakteri kolonisinin fonksiyonu ve nedeni bilinmemektedir ama bu bakteri türleri için üst üreme yollarına açılan bir yol olduğu bilinmektedir. Bu organizmalar canlılıklarını sürdürebildikleri ve vajinanın enfeksiyon engelleyici yeteneğinin olmadığı yerlere yerleşirler. Vajina birçok toksik maddeden korunmak için lökosit proteaz inhibitörünü salgılar. Bu protein, dokuları toksik, inflamatuar maddelere ve enfeksiyonlara karşı korur. Tipik olarak vajina pH'ı 4 ile 4,5 arasındadır. Sağlıklı vajina mukozasında bulunan glikojenin, vajina ekosisteminde bulunan birçok bakteri türü için besin kaynağı olduğu düşünülmektedir. Menopozdan sonra vajina epitel hücrelerinde bulunan glikojen içeriği azalmakta ve bu da vajina pH'ının değişmesine neden olmaktadır. (6-7,5 pH) Vajinanın normal dengesi neden bozulur? Vajinit neden olur? Az miktarda berrak veya bulanık beyaz sıvı akışı kadının vajinasında normal bir durumdur. Bu sıvı vajina dokusunu ıslak ve sağlıklı tutar. Normal durumlarda vajinada bakteriler ve mantarlar gibi çeşitli organizmalar denge içinde bulunur ve normal işlev görür. Ancak antibiyotik kullanımı, menstrüal siklus (adet döngüsü), hormonal dengedeki değişiklikler, gebelik, vajinal duşlar, menopoz, histerektomi gibi bazı faktörler vajinanın normal dengesini bozabilir. Vajina ekolojisindeki herhangi bir ögenin değişmesi çeşitli türlerin görülme sıklığını değiştirebilir. Gardnerella vajinalis, ureaplasma urealitikum gibi anaerobik türlerin, mantarların ve diğer türlerin vajinal florada aşırı artışı vajinite (vajinal enfeksiyon) neden olur. Vajinit ter... Devamı

HPV Aşısı Hayatınızı Kurtarabilir...

2012-12-24 23:59:00
HPV Aşısı Hayatınızı Kurtarabilir... |  görsel 1

  Dünyada her 2 dakikada bir kadın rahim ağzı kanseri nedeniyle hayatını kaybediyor. Rahim ağzı kanseri ve buna yol açan Human Papilloma Virüs (HPV) hakkında en sık sorulan sorular ve cevapları... Rahim ağzı kanserine nasıl yakalanılır? Rahim ağzı kanseri, human papilloma virüs (HPV) yani insan siğil virüsünün uzun süreli enfeksiyonu sonucu ortaya çıkar. Bu virüse genellikle ilk cinsel ilişkiyi takip eden birkaç yıl içerisinde yakalanılır. Kadınların çoğu HPVvirüsü temastan sonraki 12 – 24 ayda vücuttan tamamen atarlar. Ancak bazılarında virüs vücuttan atılmaz ve takip eden yıllarda rahim ağzı kanseri riski oluşturur. Human Papilloma Virüs (HPV) nedir, nasıl bulaşır? Human Papilloma Virüs (HPV) bulaşıcı, yaygın ve belirti göstermeyen bir virüstür. HPV'nin 100'den fazla tipi vardır. Bunların çoğu, örneğin ellerde ve ayaklarda görülen yaygın siğiller göreceli olarak zararsızdır. Yaklaşık 30 Human Papilloma Virüs (HPV) tipi genital bölgeyi etkiler. Bazı tipler rahim ağzı kanserine veya serviks (rahim ağzı) duvarında anormal hücrelere yol açabilir ve bunlar bazen kansere dönüşebilir. Diğer tipler genital siğillere ve servikste (rahim ağzında) iyi huylu (anormal fakat kansere yol açmayan) değişikliklere neden olur. Human Papilloma Virüs (HPV) cinsel yoldan bulaşır; virüs taşıyan biriyle sadece bir kez genital temas ile bu virüsü alabilirsiniz. Prezervatifin kaplamadığı genital bölgelerden de bulaşabileceğinden prezervatif bu hastalığa karşı tam bir koruma sağlamaz.  HPV'ye yakalandığımı nasıl anlayabilirim? Kadınların çoğu anormal Pap testleri sonucunda HPV'ye yakalandıklarını öğrenir. Pap Smear testi jinekolojik muayenenin bir parçasıdır ve serviks ... Devamı

Aşılama Nedir? Aşılama Nasıl yapılır?

2012-12-23 23:18:00
Aşılama Nedir? Aşılama Nasıl yapılır? |  görsel 1

  Nedeni bilinmeyen kısırlık vakalarında, doğal yollarla bebek sahibi olamayan genç çiftlerde gerçekleştirilen ilk uygulama aşılamadır (artifisiyel inseminasyon). Aşılama erkekten alınan spermin, kadının vajinasına bırakılması ile uygulanan bir yöntemdir. Bebek sahibi olmada güçlük çeken ve 1 yıl korunmasız ilişkiye rağmen gebe kalamayan çiftlerde kısırlık (infertilite) problemi söz konusu olabilir. Bu problemin araştırılmasında ilk aşama, erkekte sperm analizi, kadında hormon tetkikleri ve rahim filmidir. Bu tetkiklerin hepsinin normal çıktığı ve altta yatan bir problemin bulunamadığı genç hastalarda aşılama (bilimsel adı ile artifisiyel inseminasyon) ilk uygulama olmalı. Aşılama Nedir? Aşılama (İntrauterin inseminasyon-IUI) spermleri, kadın üreme sistemi içine, cinsel ilişki dışında herhangi bir yöntemle bırakma işlemidir.  Aşılamada uygulanan sperm yıkaması etkiyi artırır. Yıkanmış yani bir takım kimyasal maddeler ile muamele edilmiş meni yine özel kanüller ve enjektörler yardımıyla direkt olarak rahim içine verilir.  Aşılamanın Nasıl Yapılır? Başarılı bir aşılama (inseminasyon) için bazı şartlar vardır. Aşılama yapmak için öncelilikle spermin dölleyebileceği bir yumurta olmalı. Yani kadında yumurtlama (ovülasyon) problemi bulunmamalı. Yumurtlama bozukluklarda kadında önceden yumurtlamayı uyarıcı ilaçlar kullanılarak (kontrollü ovarian hiperstimülasyon) ve çatlatma iğneleri yardımıyla bu sorunun üstesinden gelinir. İkincisi tüpler yumurta ve spermin buluşmasını sağlayabilmeli. Aşılama yapmadan önce rahim filmi tüplerin açık olduğunu göstermeli. Ayrıca erkeğin sperm analizi sonuçları normal ya da en azından normale yakın olmalı. Menisinde hiç sperm olmayan ya da çok az sperm bulunan ... Devamı

Meme Kanseri Riskini Azaltmak İçin Düzenli Egzersiz

2012-12-22 16:39:00
Meme Kanseri Riskini Azaltmak İçin Düzenli Egzersiz |  görsel 1

  Yapılan pek çok araştırma, düzenli olarak haftada 4-7 saat, orta veya yüksek düzeyde egzersiz yapmanın meme kanseri riskini düşürdüğünü gösteriyor. Amerikan Kanser Derneği ve pek çok doktor meme kanseri teşhisi konan hastalarına da, hastalığın tekrarlama riskini azaltmak için düzenli olarak haftada 4-5 saat egzersiz yapmalarını öneriyor. Egzersiz yapmak kan şekerini düzenleyerek kandaki insülin benzeri büyüme faktörlerinin belli bir seviyede kalmasını sağlıyor. İnsülin benzeri büyüme faktörleri meme hücrelerinin büyümesini ve davranışını da etkileyen bir hormon. Düzenli egzersiz yapan kişiler genel olarak daha sağlıklı oluyor ve sağlıklı bir kiloda kalabildikleri için yağ oranları egzersiz yapmayan kişilere göre daha düşük. Yağ hücreleri östrojen üretiyor ve fazla yağ hücresi demek fazla östrojen üretimi demek. Meme hücreleri uzun süreli olarak fazla miktarda östrojene maruz kaldıklarında ise meme kanseri oluşma riski daha yüksek oluyor. Amerika'da yapılan yeni bir araştırmaya göre çok hafif bile olsa günde 2 saat egzersiz yapan kadınların meme kanserine yakalanma riski, egzersiz yapmayan kadınlara göre %30 daha düşük! Ancak, menopozdan sonra çok miktarda kilo almak, bu olumlu etkiyi yok ediyor. 25 Haziran 2012'de yayınlanan bu araştırma meme kanseri teşhisi konmuş 1504 kadın ve meme kanseri teşhisi konmamış 1555 kadın üzerinde yapılmış. Kadınların yaşları 20 ile 98 arasında değişiyor.   Daha Fazlası: http://www.tupbebek.com/makaleler/jinekoloji/meme-kanseri-riskini-azaltmak-icin-duzenli-egzersiz##ixzz2FnADblGe... Devamı

Tüp Bebekte Kullanılan Kanıta Dayalı Olmayan Tedaviler

2012-12-17 23:59:00
Tüp Bebekte Kullanılan Kanıta Dayalı Olmayan Tedaviler |  görsel 1

Tüp bebek tedavilerinde gerek tüp bebek aşamalarında gerek tüp bebek ilaç ve protokollerinde ve gerekse laboratuvar uygulamalarında son yıllarda elde edilen gelişmelerle başarı oranı artmaktadır. Ancak tüp bebek tedavisindeki bütün bu gelişmelere rağmen başarı oranı hala istenilen düzeyde değildir. Bazı kısır çiftler tüp bebek yöntemleriyle hala çocuk sahibi olamamaktadır. Bu sebeple, tüp bebek tedavisinin başarı oranlarını artırmak için yardımcı bir çok ilaç ve tedavi yöntemi kullanılmaktadır. Bu konuyla ilgili olarak bir çok çalışma yapılmasına rağmen bu yöntem ve ilaçların bir çoğunun faydası konusunda kesin veriler yoktur. Ancak üreme sağlığı konusunda bilinenlerin bilinmeyenlerden çok daha az olması, bu deneysel olması gereken yöntemlerin... ...Kaynak : senaiaksoy.blogcu.com Devamı

Tüp Bebekte Kullanılan Kanıta Dayalı Olmayan Tedaviler

2012-12-17 23:59:00
Tüp Bebekte Kullanılan Kanıta Dayalı Olmayan Tedaviler |  görsel 1

  Tüp bebek tedavilerinde gerek tüp bebek aşamalarında gerek tüp bebek ilaç ve protokollerinde ve gerekse laboratuvar uygulamalarında son yıllarda elde edilen gelişmelerle başarı oranı artmaktadır. Ancak tüp bebek tedavisindeki bütün bu gelişmelere rağmen başarı oranı hala istenilen düzeyde değildir. Bazı kısır çiftler tüp bebek yöntemleriyle hala çocuk sahibi olamamaktadır. Bu sebeple, tüp bebek tedavisinin başarı oranlarını artırmak için yardımcı bir çok ilaç ve tedavi yöntemi kullanılmaktadır. Bu konuyla ilgili olarak bir çok çalışma yapılmasına rağmen bu yöntem ve ilaçların bir çoğunun faydası konusunda kesin veriler yoktur. Ancak üreme sağlığı konusunda bilinenlerin bilinmeyenlerden çok daha az olması, bu deneysel olması gereken yöntemlerin tedavide gerekli verileri elde etmeden kullanılmasına yol açmaktadır. Bir çok tüp bebek merkezinde uygulanan bu kanıta dayalı olmayan tedavilerin bazıları şunlardır: -Kan pıhtılaşmasını azaltan ilaçlar (heparin, Aspirin), - Embryo Glue (embryo yapıştırıcısı), -Antioksidan kullanımı - Embryo transferi sonrasında destekleyici tedavi zamanlaması, - Viagra, - Magnetik sperm seçimi (sperm mıknatısı), - Ko-Kültür (yapay rahim), - Lenfosit aşısı, - DHEA. Aspirin ve Heparin Kullanımı Tüp bebek tedavisi esnasında aspirin tüp bebek merkezleri tarafından yaygın olarak kullanılan bir ilaçtır. Ancak etkinliği ve hangi durumlarda etkili olduğu bilinmemektedir. Aspirin tıpta uzun yıllardan beri kullanılmaktadır. Aspirinin ağrı kesici ve ateş düşürücü etkisinin dışında başka faydalı etkilerinin de olduğu tespit edilmiştir. Kanın pıhtılaşmasını engelleyen bir ilaç olması nedeniyle son yıllarda bu alanda da özellikle kardiyolojide kullanılma... Devamı